fbpx

Reklam

İblisin bile millisi

0

Olması gerekenle aslında olanların taban tabana zıt olarak durduğu bir memlekette yaşıyoruz. Ne demek istediğimi birazdan çok net olarak anlayacaksınız.

Türkiye’nin içinde bulunduğu durumdan ziyade Türkiye’nin içinde bulunanların içinde bulunduğu durum diyerek özetlemek istiyorum. Nitekim artık öyle bir hal aldı ki durum devlet düşmanlığına kadar ilerledi. Nasıl mı?

İlk olarak hükümet ile devlet arasındaki farkı bilmemiz gerekiyor. Bir malikane düşünün. Malikanenin içinde yaşayan ve çalışıp üreten insanlar var. Ortak bir ülkü etrafında, malikanenin daha verimli hale gelebilmesi için çalışan insanlar… Malikane bu insanlar arasında pay edilmiş. Yönetmek için de bir tane başkan seçiliyor. Malikane başkanı… Malikane başkanının da malikanenin inşası ve geliştirilmesi için organizasyonu sağlayacak bir ekip ataması gerekiyor. İşte burada kavramları açıklamaya başlayabiliriz.

Malikane halkı, zaten bildiğimiz halk. Malikane başkanı, Cumhurbaşkanı ve organizasyondan sorumlu ekip de Hükumet. Şimdi Malikane üzerinden anlatıma devam edelim. Malikanede 7 ayrı bina var. Her bina tek merkezden yönetiliyor. Zira zaten çok da büyük (bir ABD ya da Çin kadar değil) bir malikane değil. Fakat bu malikanedeki binalardan birinde bir sıkıntı var. Yaklaşık olarak 40 senedir bu sıkıntı zaten var. Malikanede -sözde- kendi halklarının yani kendi binalarının bağımsızlığını isteyen bir cenah var ve bunu yine kendi binalarındaki insanların canına kastederek ve onları katlederek yapıyorlar. Not edelim hemen İroni 1 olarak bunu. Zira kendi binasındakilerin bağımsızlığı için kendi binasındakileri katletmek nasıl bir mantıktır?

Şimdi devlet ile hükümet arasındaki farkı fark edemeyen sol cenaha gelelim. İroni 2 burada başlıyor. Gezi olayında başlayan ve gittikçe normalleşen Sol-Terör yakınlaşması artık açık açık icra edilebiliyor. Nasıl mı? Sol cenah (sol’u bugüne kadar temsil etmiş olan başlara ithafen) 2003 de kaybettiği devlet yönetimini geri almak yani hükumeti düşürmek adına meşru olarak yapamadığını gayri meşru yollardan yapmaya kalkışıyor. Bunun örneklerine tarihte çok rastladık. Rahmetli Adnan Menderes’te, Rahmetli Turgut Özal’da ve Rahmetli Necmettin Erbakan Hoca’da birebir yaşadık. Nasıl mı? Sol cenahın tek sözüne bakan vesayetlerle. Medya vesayeti, Ordu vesayeti yahut Hukuk vesayeti… Bunların hepsine farklı yazılarda değineceğim. Artık medya ve (Paralel örgütün can çekiştiği) hukuk vesayeti kalmadığından denize düşen “Yılan”a sarılır mantalitesiyle hareket eden sol cenah hakikaten “Yılan”a sarıldı. Gerçi bunlara yılan demek de yılanlara hakaret. Hatta o kadar ki İblis desek İblis’e hakaret olur. Zira onun bile insan canı aldığı görülmemiştir.

Sol görüşlü cemiyetler eliyle (dolaylı olarak) başta PKK olmak üzere alfabede harf bırakmayan ne kadar örgüt varsa onlara “Devrimcilik” adı altında yardım ettikleri artık bilinmeyen bir şey değil. Zira üniversiteye gitmiş ve belli bir kültür seviyesinde olan körpecik beyinlerin bu terör örgütlerine katılmalarının ve kendilerini canlı bomba olarak patlatmalarının başka bir açıklaması yoktur. Hatta bu sözde hükümet özde devlet düşmanlığı o kadar yüksek boyuta ulaşmıştır ki “AK Parti düşmanlığı başka Devlet düşmanlığı başka. Ben devletimin yanındayım” diyen eski genel başkanlarına bile kin kusabiliyorlar.

Reklam

Kimin söylediğini hatırlayamadığım bir sözü alıntı yapmadan edemeyeceğim “ezemediğinde ezildiğini sanan topluluktur sol cenah” demiş bir adem. Baktılar ki artık başörtülüleri, şalvarlıları, köy insanını ezemiyorlar; birilerini ezebilecekleri bir yer aradılar ve orası da Güneydoğuydu. Orada siviller öldürülüyor diyorlar çünkü orada terör estiren, halkı sindirmeye çalışanlar kendi sivilleri. Zira neredeyse hepsini birebir tanıyorlar. Bu kadar kan kaybettiği bir dönemde PKK’nın hala devam etmesinin tek nedeni de bunlardan başkası değildir.

Atatürk’ün izinden gidiyoruz diyerek O’nun kurduğu bu devletin canına kast etmek ya da kast edenlerin güzellemesini yapmak da ancak Stockholm sendromu ile açıklanabilir sanırım.

İngiltere örneğini vermeden de edemeyeceğim. Bir çoğunuz belki bilmiyorsunuz fakat bir kaç yıl öncesine kadar İrlanda’nın bağımsızlığı için mücadele eden bir IRA örgütü vardı. Ama onlar bile İngiltere bazında milliydi. Meclise girdiler ve silahları bıraktılar. Referandum yapıldı ve halk bağımsızlık istemiyoruz dedi. Olay kapandı. Anlayacağınız örgütün bile Milli’si makbul. Bunlar oralarını buralarını dağa taşa, Rusya’ya İran’a dayıyorlar.

Uçağın, tankın, otomobilin, üzümün, çikolatanın, inşaatın millisi çok değerlidir. Ama şu günlerde en çok muhalefetin Milli’sine hasret kaldık.

Allah bu devlete ve millete muhalefetin de millisini nasip etsin.

Abdülhamid TÜRK

Reklam

Bir Cevap Yazın

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmekMesajları Oku