Ekonomi Aslında Nedir? – 2


0

Geçen haftaki yazımızda üretimden ve üretim faktörlerinden bahsetmiştik. Üretimdeki en temel kavramlardan birisi de kaynaklardır. Kaynaklar, üretim faktörlerinin oluşturduğu girdiler anlamında kullanılır. Ekonomi biliminin bunları dörde ayırdığından bu dört faktörün insanın beşere tahakkümünden, tahakküm sevdasından oluştuğunu özetledik.

Şimdi kıtlık kavramına göz atalım; ekonomi bilimi kıtlığı üretim ve istekler ile ele alıyor. Biz bu kavramı zenginlik zenginleşme ile ele alacağız. Kaynakların-malların arzu edilenden az olmasına yani istekleri karşılayamamasına kıtlık tanımını veriyoruz. Birey için tam da böyle çünkü bireyin ihtiyaçları ölçülebilir olduğundan ve belirli ihtiyaç hedefleri, tatmin noktası hesaplanabilir hale geldiği için birey kıtlık yaşayabilir. O zaman basit düşünecek olursak zenginlik de kaynakların arzu edilenden, isteklerden fazla olması gerekir. Mesela canım simit istedi, (simit örneği ekonomide çok kullanılır) iki simitle doyacağım ama 20 tane simitim var bu konuda zengin miyim? Ekonomi bilimi ise burada fayda faktörünü koyuyor ve o rasyonel bireyin faydasını da hesaplanabilir hale getiriyor. Fayda maksimizasyonu diye bir kavram ortaya atarak bireyin her şeyi fazlasıyla isteyerek tatmin olacağını belli bir süre de daha fazlasını isteyerek bu tatminin de yetmeyeceğini söylüyor. O zaman rasyonel birey hiçbir zaman zengin olamayacak hep kıtlık içinde yaşayacak ve istekleri bitmeyecektir. Hep o faydayı sağlamak için kaynakları tahakküm altına alacak yeri geldiğinde işkence edecek o anlık tatmini sağlayacak sonra birbirini kaynak görerek birbiri üzerinde tahakküm kurmaya çalışacaktır. Ekonomi bilimi üretim ve kaynakların temelinde bunu teorileştirerek inceler. Çünkü kapitalist ekonominin kaynağı bireyin, ekonomi bilimi teorisyenlerinin yaşadığı toplumsal, siyasi ve iktisadi bunalımın meydana getirdiği sonu gelmez tahakküm çabasıdır. Peki çözüm ne?

Cevap; Kanaat, ilk yazımda da belirttiğim gibi kani olmak…

 Ziya Paşa bir gazelinde;

‘’Rızkına kani olan gerduna minnet eylemez’’

(Rızkına kanaat eden dünyaya minnet etmez)

Sınırsız fayda maksimizasyonu kanaatle, kanaat de bireyde insana geçerek insan olarak içtimai, medeni olarak toplumsallaşarak ve ihtiyaçları fırsat değil de yardım ve dayanışma vesilesi görerek gerçekleşir. İleriki yazılarımda iktisat ahlakı üzerine de yazacağım inşallah. Şimdilik kanaat konusunu burada kapatıp istihdam ve ekonomik büyüme üzerine mülahaza edelim.

İstihdam kavramı aslında emeğin kaynağa dönüşmesi ile ortaya çıkıyor. Emeğin değerlenmesi pahaya biçilmesi kaynak haline getiriyor. İstihdam da bu kaynağın oluşturduğu alan emeğin kullanılanım kapasitesi, emeğin tahakküm altına alınması. Bu tahakkümle bireyin zihinsel ve bedensel özellikleri belirli rasyonlarla hesaplanarak ölçülüyor ve üretimde kullanılıyor. Bireyin teorileştiği nokta ise tam burası. Burada da her yerde kullandığımız etkinlik ve verimlilik kavramları ortaya çıkıyor. Bireylerin etkinlik ve verimlilikleri hesaplanarak belirli iş istatistikleri ortaya çıkıyor. İş ve birey arasında oluşan etkinlik ve verimlilik hesaplarındaki uygunluğa göre işgücü oluşturuluyor. Dolayısıyla bu süreçlerin her birinde emeğin de satın alınabilirliği ile yine insan bireye dönüşerek satın alınabilirliği veya satılabilirliği ortaya çıkıyor. Buradaki en önemli problem zihinlerdeki ve çevredeki ekonomi kurgusu. Birey bu kurgunun dışına çıktığı an özgür olabilir.

Peki üretim yaptık kaynakları harcadık, kullandık peki ne olacak?

Üretimden maksat neydi oraya dönelim yani tüketime yani isteklere, ihtiyaçlara…

Bu döngüsel yapı her an devam ediyor bireyin isteklerinin sınırsız tatmini söz konusu mu?

Sınırsız faydaya nasıl ulaşırız?

Cevap, isteklerin, ihtiyaçların, faydanın sınırsız olduğunu bitmeyecek olduğunu anladığımız zaman birey olmaktan tüketici olmaktan vazgeçeriz. Bireyin tatmini ancak birey olduğunu kabul ederek istek ve ihtiyaçlarının sınırsızlığını idrak ederek kendine dur demesiyle gerçekleşir.

Ekonomi nasıl büyür sorusuna gelelim. Ekonomi bilimi üretim düzeyindeki uzun vadeli artışı gösterir. Terkip hatasına düşmeden üretimi inceleyelim; toplum ve toplumlar bireye dönüşürken büyüme olur mu?

Büyüme gerçekten üretim verilerinin artışı mıdır?

Cevabı size bırakalım…

Durmuş Ali TAMER

Dünya ve Türkiye’deki tüm gelişmelerden anında haberdar olmak için Telegram Kanalımıza abone olun.
https://t.me/politizasyon


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0

Sizin Tepkiniz Nedir?

Şaşkın Şaşkın
0
Şaşkın
Hay aksi! Hay aksi!
0
Hay aksi!
Eğlenceli Eğlenceli
0
Eğlenceli
Kızgın Kızgın
0
Kızgın
geeky geeky
0
geeky
Aşk Aşk
0
Aşk
Ha Ha Ha Ha
0
Ha Ha
Yok Artık Yok Artık
0
Yok Artık
Zafer! Zafer!
0
Zafer!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı
Bildirimleri Aç    Evet Hayır